←Günce

Maskeyi çıkarmak

Dört bölümde Adam Wolfe: UWM’den ayrılış, Z ile tanışma, Chroneme nedir ve Luke.

Bölümler
Konuşma metnini okuyun

UWM’den ayrılış

Merhaba, benim adım Adam Wolfe. Chroneme'in kurucu ortağıyım. Bence hayatta çok farklı maskeler takıyoruz, biliyorsun, ve farklı insanların karşısında kendimizin farklı bir versiyonu oluyoruz. Ailenin karşısında, iş arkadaşlarının karşısında, arkadaşlarının karşısında kendinin farklı bir versiyonusun. Ben de bu fırsatı o maskeyi çıkarmak ve gerçekte kim olduğumu görmen için kullanmak istiyorum. O zaman neden şimdi, bunu konuşalım. Bence pek çok insan, yani pek çok insanın bana sorduğunu biliyorum: UWM'den neden ayrılasın ki? Ve bunun cevabı karmaşık. Bence kâğıt üzerinde her avukatın istediği işe sahibim, değil mi? Yani halka açık bir şirketin hukuk direktörüyüm. Sevdiğim insanlarla çalışıyorum. Üzerinde çalıştığım işler konusunda çok geniş bir serbestliğim var. İşimden büyük bir tatmin aldığımı hissediyorum. Her şey tamam, değil mi? O zaman bence çoğu insan için bunun cevabı şu olur: peki neden ayrılasın? İstediğin her şeye sahipken neden ayrılasın? Neden bırakıp gidesin? Sonuçta halka açık bir şirkette avukat olmak, kâğıt üzerinde ne kadar mantıklı olsa da, ve bence bu işte çok iyiyim, bence olduğum kişi, yani bütün maskeleri çıkarıp kendine sorduğunda: sen kimsin? Gerçekte kimsin? Yani evde ailenleyken olduğun o hâlin.

Ve o kişi, avukat olarak her gün takmaya devam etmek istediğim maskeden farklı bir maske. Ve topluma, insanların kişisel hayatlarına etkisi olan özel bir şey yaratma ve inşa etme arzum, şu an yaptığım işin çok ötesine geçiyor. Ve gerçek şu ki, bu riski almaya hazırım. Ve sahip olduğum fırsatı bırakıp gitmeye gerçekten hazırım. Çünkü daha fazlasını yapma arzum o kadar büyük ki yapamam, yapmamazlık edemem.

Ve sonra soru şu oluyor: peki, böyle hissediyorsan, belki bir süredir böyle hissediyordun, bu biraz senin ruhunda olan bir şey. O zaman neden Temmuz 2026'nın sonu? Yani 10 yıldır o yerdeysen, neden Temmuz 2026'ya kadar bekleyesin? Benim için bunun gerçek cevabı birkaç şey. Birincisi, beni tamamlanması gereken her konuda tamamlayan mükemmel ortağı buldum. Benim olduğum her şeyin tam tersi. Pakistanlı, esmer bir adam, hem doktor hem de bilişimci. Ben Orta Batı'dan beyaz bir adamım, avukatım ve iş adamıyım. Yani bundan daha zıt olamazdık.

Ama önemli olan her şeyde aynıyız. Aynı değerlere, aynı hedeflere, aynı arzulara, aynı motivasyona ve işimizi başarılı kılmak için ne gerekiyorsa yapacağımıza dair aynı inanca sahibiz. Yani ilk mesele bu. Yani bu konuda yıldızlar bir nevi hizalandı. Bence diğer kısım da şu: tavsiye vermede çok iyiyim, hem de fena hâlde. Yani kusura bakma, umarım kibirli gibi durmuyordur, ama çok, çok iyi yaptığım ve yıllardır yaptığım şey insanlara tavsiye vermek.

Birçok milyardere işlerini nasıl yöneteceklerine dair tavsiye verdim. Birçok insana kariyerleri hakkında tavsiye verdim. Birçok insana kişisel kararları ve umutları konusunda tavsiye verdim. Bu işte gerçekten baya iyiyim. Kendi tavsiyelerimi dinlemekte o kadar iyi değilim. Hep derim ki, kendini savunan avukatın müvekkili bir aptaldır.

Galiba ben bunu biraz fazla abarttım. Neyse, birkaç hafta önce eşimle yürüyüşe çıkmıştım. Ve ayrılırsam neler olabileceğini konuşuyorduk. Riskleri, faydaları, hayatımızda olacak değişiklikleri ve birkaç girişimcinin dediği gibi o uçurumdan atlama meselesini. Ve o, kelimenin tam anlamıyla en akıllıca şeyi söyledi, hem de çok basit bir şeyi. Ve bunu şimdiye kadar nasıl fark etmediğimi anlamıyorum.

Dedi ki: oğluna ne tavsiye ederdin? 16 yaşında bir oğlum var. Ve dedi ki: ona ne tavsiye ederdin? Eğer o, eğer o bu ikilemle sana gelseydi, ona ne derdin? Ben de ona tam olarak ne tavsiye edeceğimi söyledim. Sonra bana baktı ve dedi ki: o zaman sen de bunu yapacaksın.

Bunu yapacaksın. Ve sanki, aman Tanrım, tabii ki bunu yapacağım. Ve o an gerçekten, gerçekten anladım ki zamanı gelmişti ve uçağa binmem gerekiyordu, yoksa uçak bensiz kalkacaktı.

Z ile tanışma

Sık sık bana, 43 yaşında, büyük bir ekibi olan, iyi para kazanan, üst düzey bir şirkette yönetici olarak neden okula geri döndüğümü soruyorlar. Hani, hukuk fakültesini zaten bitirmişken neden okula geri döneyim ki? İnsanlar deli olduğumu düşündü, ama bunun ardındaki sebep şu: ben ömür boyu öğrenen biriyim. Ve hayatı hep öğrenerek yaşamak istiyorum. 90 yaşında olup hâlâ başkalarından öğreniyor olmak istiyorum, çünkü her zaman gelişebileceğimizi düşünüyorum. Her zaman daha iyi olabiliriz, sonra ben de bir şey öğrenip onu geri verebilirim.

Ve benim için Northwestern'de işletme okuluna gitmek o fırsattı, öğrenmeye devam etme ve başka türlü tanışma fırsatı bulamayacağım yeni insanlarla tanışma fırsatı. Ve Z ile orada tanıştım. Zohaib'le böyle tanıştık, ben ona Z diyorum, kısmen Z. Bunu biliyor musun bilmiyorum, ama açıkçası ilk başta adını nasıl telaffuz edeceğimi bilmiyordum. Ve Z demenin daha kolay olduğunu düşündüm. Bunun için kusura bakma.

Ama neyse, galiba yerleşti. Z'ye gelince, biliyorsun, Northwestern Kellogg'da tanıştığım ilk insanlardan biriydi. Ve kişisel düzeyde neredeyse hemen anlaştık, çünkü çok derin bir insan. Ve bence hayat, aile ve ikisi üzerindeki etkimiz hakkında çok benzer düşünüyoruz. İyi kalpli ve iyi bir adam. Yani bence bu, en başta tamamen kişisel bir ilişkiydi.

Ve bence bu, işletme okulundaki süre boyunca ilerlemeye devam etti. Ama ilginç olan şu ki, kendi hayatımızdaki zorluklara, ailelerimiz, geleceğimiz ve kariyerlerimiz için hedeflerimize tekrar tekrar dönüp duruyorduk. Ve katmanları açtıkça kişisel düzeyde ne kadar benzer, masaya getirdiğimiz yetenekler açısından ise ne kadar farklı olduğumuzu keşfettik. Ve ekip kurarken düşündüğüm şeylerden biri, çeşitliliğin önemi ve birçok farklı düşünce tarzına sahip olmanın ne kadar önemli olduğu. Yani bir ev inşa etmeyi düşünürsen, bir marangoza, bir tesisatçıya, bir elektrikçiye ve bir mimara ihtiyacın var. Ve bütün bunları tek bir kişinin yapması gerekmiyor, ama her aşamada iyi insanlar istiyorsun.

Ve katmanları açtıkça, ikimizin birlikte, birbiriyle çakışmayan bu şeylerin pek çoğunu sağladığını keşfettik. Ama gerçekten örtüşen şey vizyonumuz, misyonumuz ve amacımızdı. Ve okulda belirli bir günü hatırlıyorum, o gün birden şunu fark ettik: bu, birlikte çalışmamız için harika bir profesyonel ve ticari fırsat olabilir. Ve Z'nin ve benim yapımız gereği, kelimenin tam anlamıyla beş dakika içinde bunu yapmaya karar verdik.

Chroneme nedir

Bu basit bir şey değil, çünkü bence insanlar yapay zekâyı ve sağlık teknolojisini bugün var olduğu hâliyle bir kategori içinde anlıyor. Yani sanki her şey basit bir kutuya sığıyor. Yani belli bir teknoloji bu kutuya sığıyor. Yani onu bir kaba koyuyorsun. Ama bizim inşa ettiğimiz şey o kadar farklı ki onu karşılaştıracak hiçbir şey yok. Yani yok, dayanabileceğin bir şey yok.

Yani sana bir yapay zekâ modeli inşa ettiğimizi söyleyebiliriz. Ama bak, yapay zekâyı duymuş herkes, bakkalı manavı bile, şimdi bir yapay zekâ modeli inşa ediyor. Bir LLM alıp üstüne bir kılıf geçiriyorlar ve yapay zekâ şirketi olduklarını iddia ediyorlar. Ve bence bununla mücadele etmemiz gerekecek, çünkü şöyle bir şüphecilik var: sen de sadece başka bir yapay zekâ şirketisin. Bir yapay zekâ şirketi kurmaya çalışan biri daha; evet, yapay zekâ dönüştürücü olacak. Ama seninki neden farklı?

Büyük oyuncular, OpenAI, Claude, Google, herkesi yutup bitirecek. Yani bence mücadele ettiğimiz algı bu. Ama bence bütün bunların içinde gözden kaçan şey, herkesin inşa etmeye çalıştığı şeyi inşa etmeye çalışmıyor olmamız. Farklı olan bu. Yani bu şeyi inşa eden büyük bir şirketler ve insanlar topluluğu var. Ve hepsi inşa ettikleri şeye daha fazla güç eklemeye çalışıyor.

Gittikçe daha da, daha da hızlanan bir araba gibi. Ama biz araba bile yapmıyoruz. Seni başka bir yere götürecek farklı bir ulaşım türü inşa ediyoruz. Ve bu yüzden açıklaması zor, çünkü bir arabanın neye benzediğini biliyorsun. Ve sana araba yaptığımı söylersem, arabanın ne olduğunu anlarsın. Ama sana hiç deneyimlemediğin farklı bir ulaşım biçimi inşa ettiğimi söylersem, hani Star Wars'taki o "ışınla beni Scotty" gibi.

Kavrayamazsın, kavrayamazsın, çünkü bambaşka bir şey. Ve bu yüzden ne kadar farklı ve özel olduğumuzu dünyaya anlatmakta zorlanıyorum. Ve bence bunu gerçekten, gerçekten yapabilmemin tek yolu yeni bir kategori yarattığımızı söylemek. Yani evet, bu bir yapay zekâ modeli, ama farklı bir kullanım amacı olan bambaşka türde bir model. Yani mevcut modeller çok geniş tabanlı. Saçma atar gibi bir yaklaşım ve gittikçe daha da güçleniyorlar.

Genel amaçlılar. Biz tüfek ya da neşter gibiyiz. Ve diğer bütün o şeyler umurumuzda değil. Bizim için önemli olan doğruluk. Bizim için önemli olan her seferinde aynı cevap. Bizim için önemli olan, kararın neden verildiğini açıklayabilmek.

Ve bu işlevler, yanlış cevaba yer olmayan tıp gibi alanlarda geçerli. Ve bunu sadece "Ah, artık biliyorum ki bende, bende bu belirtiler vardı" diyebilmen için inşa etmiyoruz. "Bu hastalığım var." Bizim dediğimiz şu: hayır, hayır, hayır, hayır. Nereye gittiğinin gidişatını öngörebiliriz.

Henüz orada olduğunu söylemiyoruz, ama oraya doğru gidiyorsun. Ama biliyor musun? Belki hayatında bazı kararlar alabilirsin, ya da belki biz o yolu değiştirecek bazı adımlar atabiliriz. Ve sağa gitmek yerine sola gidebilirsin. Ve bence tıbba böyle yaklaşmalıyız: şeyleri olmadan önce tespit edebileceğimiz şekilde, böylece sonucu değiştirebiliriz.

Luke

Hayatta kim olduğuna bakışını değiştiren deneyimler var. Ve benim için o değişim oğlum Luke ile oldu. İki çocuğumuz olduktan sonra eşim ve ben üçüncüsüne hamile kalmakla kutsandık. Ve bence daha gençken, geçmişte hamile kalmakta sorun yaşamayacak kadar şanslıysan, bunun kolayca olduğunu kabullenip geçiyorsun. Ama bizim için üçüncüsü oldukça zorlu oldu.

Ve bu eşimi çok derinden etkiledi, açıkçası beni de çok, çok derinden etkiledi. Ve bir çocuk sahibi olmanın zorluğunu yaşayana kadar, sana verileni, sana verilen o armağanı gerçekten takdir edebileceğini sanmıyorum. Ve bizim için bu büyük, çok büyük bir zorluktu. Yani, biliyorsun, ikinci ve üçüncü çocuğumuz arasında uzun yıllar geçti. Ve ne yazık ki bu süreç, doğumda bir kayıpla sona erdi. Ve bu hem benim hem eşim hem de bütün ailemiz için yıkıcıydı.

Ve bütün ailemizi derinden sarstı. Ve bence bu sürecin en acı veren yanı, hep "ya öyle olsaydı" diye düşünmen. "Ya öyle olsaydı" diye düşünüyorsun. Bu oğlan doğmuş olsaydı. Nasıl biri olurdu? Nelerden hoşlanırdı?

Birlikte neler yaşardık? Ve bunu zihninde tekrar tekrar, tekrar tekrar yaşıyorsun. Ve böylece, o deneyimden sonra, pek çok başka ailenin yaşadığı zorlukları düşünmeye başladım. Ve o ailelerin bu duyguları yaşamasını, bu kayıpları yaşamasını önlemenin herhangi bir yolu var mı? Ve gerçekten, teknolojiyi sonuçları değiştirmek için nasıl kullanabileceğimiz konusunun derinlerine dalmaya o noktada başladım.